Üyelik tarihi: 05-14-11
Üyelik numarası: 506
Bulunduğu yer: N/A
Tecrübe Puanı: 63
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi : 
bilgi
|
Aristoteliyenizm Nedir?
(Aristoieli-anism— Antik Yunan Filozofu Aristote): Aristo felsefesi; felsefede, bilimde, dinde, politikada Aristo yandaşlığı.
Eflatun'un (Plato) öğrencisi, Makedonya Kralı Büyük İskender'in öğretmeni olan Aristo'nun (İ.Ö. 384- 322) gerçek bilgiyi edinmede deneysel yönteme önem veren, fakat deneyle elde edilen bilgilerin ussal yöntemle doğrulanmasını salık veren öğretisi. Aristo'ya göre kavramlar gerçektir, fakat evrende bağımsız olarak bulunamazlar. Bütün varlıklarda form ile özdek eşit önemde ve beraberce vardırlar. Bu var oluşta formlar nedensel erektir; evrensel ve örgensel (organik) gelişmeler özdeksel ve tinsel varlıkların karşılıklı etkileşmelerinin sonucudur.
Aristo, tarihte ilk düşünürdür (filozof). Çağının olanakları içinde kendisinden önceki tüm bilgileri toplayıp sınıflandırmış, eleştirip inceleyip eksikliklerini gidererek mükemmelleştirmeye çalışmış, o bilgilerin doğruluklarını ölçüp saptamak için bilimsel bir düşünme yöntemi geliştirip sonradan " mantık- eseme" adı verilen, "doğru düşünmenin kurallarını ortaya koymuştur. Çok sonraları yazdığı metafizik denen, "ilk felsefe- proto philosophia", yapıtlarının en Önemlisidir. Çağının tüm bilimsel konularında otorite olan (yetke sahibi) Aristo Astronomi, Jeoloji, Fizik, Ekonomi, Gramer, Ahlak, Politika bilimlerinde en yetkin bilgin sayılmıştır. Bilginlerin Bilgini olarak tanınan Aristo'ya sonradan Araplar, "İlk Öğretmen- Muallimi Evvel" demişlerdir. Bilgileri toplayıp sınıflandırdıktan sonra çağların sorunu olan "İlk Neden"i saptamaya koyulmuş, geliştirdiği eseme yöntemini kullanarak görünenden görünmeyene bakıp (tümevarım) araştırmayı sürdürmüş, ama bulduğunu da görünmeyenden görünene (tümdengelim) doğrulamaya çalışmıştır. Yani tümevarımla Eflatun'un idea (fikir) dediği soyut kavramı (töz) bulup, tümdengelimle onu doğrulayarak yerli yerine oturtmuştur.
Aristo'ya göre töz içsel bir özdür. Böylesine bir öz elbette özdek (madde) olamaz. Bu öz biçimlenerek gerçekleşiyor. Nesnenin görünümü olan biçim (form) da özdek değildir. İlk özdek biçimsizdir; sadece bir güçtür. Onu edime geçirip gerçekleştiren biçimdir. Öyle ise bu oluşumu gerçekleştiren devinimin bir güdücüsü olmalıdır. Burada, Aristo bir yeni kavram bulmuştur, nedeni kendinde bulunan kavram, "entellekcia". İşte, biçimsiz olan özdek biçimle gerçekleşmektedir, biçimsiz olan kumaşın biçimlenerek pantolon oluşu gibi. Biçim özdeğin gerçeğe dönüşmesidir. Bu dönüşmeyi yapabilmek için bir devinim gerekir. Bu öyle bir devinim olmalı ki kendi kendinden önce var olmasın, yani ilk devindirici olsun. Bu ilk devindirici biçimlerin biçimi (düşünmenin düşünmesi) olan tanrıdır. Öteki nitelikleri ile salt edimdir, salt tindir. Bilincin bilincidir; kendi kendisine bakıştır; kendi kendisini özleyiştir. Böylece özdek ile biçimin bir, ve aynı şey olduğunu saptadıktan sonra her varlığın özellikle biçimliliği birlikte taşıdığı, her biçimin kendisinden daha üstün aşamadaki biçimin özdeği olduğu savlanın İpliğin tarladaki pamuğa ya da koyunun sırtındaki pos-tekiye göre biçim, kumaşa göre özdek; kumaşın da ipliğe göre biçim, pantolona göre özdek olduğu gibi. Bu esemenin zorunlu sonucu her varlığın, ve bu arada elbette en üstün varlığın özdek ve biçimi birlikte taşıdığını, özdeğin beden, biçimin ruh olduğunu söyleyen Aristo kendisinden sonra gelecek olan Hıristiyanlığın Baba- Oğul- Kutsal Ruh üçlemesinde gerçekleşen tek tanrı felsefesine hem ortam hazırlamış, hem de 20 yüzyıldan beri o düşünceye dayanak olmuştur. Aristo'nun düşündüğü tanrı sadece ilk nedendir (yaratıcı), yani ahlaksal bir işlevi yoktur. Aristo, törel (ahlak) konusunda ne çileciliğe yönelip gövdeyi ruhun tutsağı saymış, ne de tat almayı kaçınılmaz bir şer olarak bilmiştir. Ona göre insanın yararı kendi insanlığını bilmesinde, fiziksel sağlığını koruyup heyecanlarını ılımlı ve yeteri kadar kontrol altında tutmaktadır. Orta yolu tutmalı ve tatlara kapılmakla çileciliğe düşme arasında denge sağlayarak kendini aşağılamaktan uzak durmalıdır. Aristo insanı toplumsal ve politik bir hayvan olarak nitelemiş, devletin birkaç kişinin tutkusunun ya da bir kalabalığın istencinin (iradesinin) aracı olduğunu yadsımış, insanın içgüdülerinin Özü olduğunu ve onun dışında uygarca yaşamın olanaksızlığını savlamış, onu kamu yaşamının iyileştirilmesi için bir araç olarak görmüştür. Özel mülkiyeti savunmuş, fakat bir grubun elinde, uygarca bir yaşam sürdürmenin gerektirdiğinden çok varlık birikimine karşı çıkmıştır. Aristo'ya göre en iyi devlet biçimi ne demokrasi, ne monarşi, ne de aristokrasidir; en iyi devlet biçimi Aristokrasi ile demokrasi arasında bir Cumhuriyet olan, kendi deyimi ile, polity dir. Aristotelizm'e Peripatetizm de denir.
Alıntı
|